Salı, Eylül 06, 2005
Katrina Kasırgası ve Stratejik Dersler
Hakan Gürel
05.09.2005
Katrina kasırgasıkarşısında ABD'nin aciz kalması konusunda genel bir görüş birliği bulunmaktadır. Ancak bu kısmi uzlaşma noktasının arkasından ciddi bir saflaşma gelmektedir.
İki temel kamp söz konusudur:
1. ABD Federal Hükümeti Katrina tayfunu karşısında aciz kalmıştır:
a) Ayrımcılık yapılmıştır (siyahlara karşı hem Bush'a oy vermedikleri, hem de basitçe siyah oldukları için ayrımcılık uygulanmıştır.)
b) Yavaş kalınmıştır. (Ülkenin federal devlet daireleri -Ulusal Güvenlik'ten Metereolojiye kadar- tıpkı 11 Eylül'de olduğu gibi krizi öngörme ve krizi yönetme konusunda başarısız kalmışlar, bölge insanına gerekli yardım zamanında sağlanamamış, ciddi güvenlik zaafı doğmuştur. Yönetim felaketin boyutlarını çok geç kavramıştır.)
c) ABD'nin Irak ve Afganistan'a -felaket bölgesi eyaletlerden- gönderdiği Ulusal Muhafızların geri çağrılmaması büyük bir hatadır. Bu birlikler gönderilmeseydi felaket daha iyi yönetilebilirdi.
İkinci kamp ise aynı acizlik eleştirisine tutunmakla birlikte şu açıklamalarda bulunmaktadır:
2. ABD Federal Hükümeti Katrina tayfunu karşısında aciz kalmıştır:
a) Ancak, ayrımcılık söz konusu değildir.
b) Yavaş kalınmıştır, ancak bundan federal yönetim değil, krizi öngöremeyen ve yönetemeyen federal ve eyalet makamları sorumludur.
c) ABD'nin Ulusal Muhafız sıkıntısı yoktur ve diğer eyaletlerden transferler başlamıştır.
Aslında bu iki kampın söylediklerini Katrina tayfununun gerçek boyutları ve bölgenin sosyal, ekonomik ve politik özellikleri ile birlikte düşünmek gereklidir.
Katrina Kasırgası'nın Boyutları
1. Kasırga, ABD'nin iki Körfez eyaletini tamamen etkilemiştir. Felaketten %100 etkilenen bölgeninin büyüklüğü İngiltere ana adası kadardır.
2. Felaket, bölgede elektrik, su, kanalizasyon, yol vb. temel altyapıyı tümüyle yok etmiştir. Bunda bölgenin Mississippi deltası üzerinde olması, dolayısıyla da denizden gelecek etkilere ve genelde sel tehlikesine çok açık olması etkili olmuştur.
3. Felaket yerel yönetimlerin krizi anlama ve yönetme yeteneğini tamamen ortadan kaldırmıştır. Güvenlik kuvvetleri ilk gün sonunda devre dışı kalmıştır (bu da çok normalidir).
4. Bölgeye karadan erişim olanağı kalmamıştır. (İlk üç gün itibariyle).
5. ABD'nin petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan deniz platformları ve boru hatları devre dışı kalmıştır. Halen kapasitenin çok altında petrol ve doğal gaz pompalanabilmektedir.
6. Felaket, her doğal afette olduğu gibi önemli sosyolojik sorunları tetiklemiştir. Zengin sayılabilecek kesimlerin çok önceden etkilenim alanını terkedebilmelerine rağmen, durumu müsait olmayanlar felaketi bilfiil yaşamak zorunda kalmıştır. Bahse konu sosyolojik problem beraberinde hem yağma, hem de tecavüz olayları gibi toplumsal ahlaki çöküş olarak belirtilebilecek sonuçları getirmiştir. Ayrımcılık iddialarının arkasında yatan bir gerekçe oluşturmuştur. Zira geride kalanlar WASP'lar değil, siyah, yoksul, sistem dışı yığınlar olmuştur.
7. İki eyaletin ortalama bir ABD eyaleti standardında yeniden hayata dönmesinin yıllar alacağı tahmin edilmektedir. Bunun mali boyutu, endirek maliyetler hariç olmak üzere 100 Milyar ABD Doları olarak değerlendirilmektedir.
ABD'nin yaşadığı en büyük felaketlerden birisi olarak tarihe geçen Katrina'nın stratejik etki yelpazesi ise yine oldukça çarpıcıdır.
1. Petrol fiyatları'nda uzun süreli olarak >70$ seviyeleri test edilecektir.
2. ABD stratejik petrol rezervlerini harcamak, AB'den stratejik rezervlerini açma isteğinde bulunmak ve belki de Chavez ile yeniden masaya oturmak zorunda kalabilir.
3. ABD, Irak ve Afganistan'dan büyük oranda asker çekemez, ancak bu askerlerin rotasyonunda sorun yaşamaya başlayabilir. Bu da çeşitli sendromları beraberinde getirebilir.
4. ABD içe dönük bir dış politikaya zorlanabilir, bu da 'yarım bıraktığı' işler açısından yeni stratejik meydan okumalarla hem kendisini, hem de dünyayı karşı karşıya bırakma tehdidini beraberinde getirir.
5. ABD, AB ve Rusya-Çin bloğu ile Irak, Afganistan, İran ve K. Kore alanlarında daha küçük kartlar açmak zorunda kalabilir.
6. Kartlar küçüldükçe ve ekonomik darboğaz güçlendikçe ABD paradoksal olarak daha saldırgan bir dış politika izlemeye endekslenebilir.
7. ABD kendi ana vatanında önemli bir yoksullar hareketi ve etnik çatışma (siyahlar ve latinler) ortamı yaşayabilir. Klasik Kuzey - Güney ikilemi kendisine örgütlenecek güçlü ideolojik hatlar bulabilir; bu da ülkede ırka dayalı köktenciliği (Ku Klux Klan, Siyah Eldiven vb.) güçlendirebilir.
Tüm bu ve eklenebilecek diğer veriler ışığında geldiğimiz noktadan çıkarılabilecek önemli stratejik dersler vardır.
1. Her ülkenin bir çevre politikası olmalıdır. Çevre sorunları artık ulusal güvenlikle doğrudan ilgili telakki edilmelidir. Depremler, tsunami, kasırgalar, büyük seller artık artan nüfus ve bozulan iklim dengesi nedeniyle çok daha büyük alanları ve nüfusları etkilemektedir. Bilim adamlarının önümüzdeki 50 yıl içinde başlamasını muhtemel gördükler metereolojik alt üst oluş (örneğin suların yükselmesi ile Avrupa ülkeleri çok olumsuz etkilenebilecek, hatta bazı ülkeler haritadan silinecektir) sonucunda hiçbir gelişmiş ülkenin baş edemeyeceği sorunlar yaşanacaktır. Bahse konu iki eyaletin felaketten bu denli etkilenmesi yalnızca federal veya eyalet makamlarının son ihmalleri ile açıklanamaz. Bölge zaten her türden sel felaketine karşı açıktır ve üstelik New Orleans kenti deniz seviyesinin altındadır. Benzer ama daha küçük ölçekli zaaflar Orta Avrupa'nın sürekli yaşadığı sel felaketlerinde de gözlemlenmiştir.
2. Türkiyemiz de benzer felaketlere açıktır. Bizde İstanbul bölgesinde yaşanabilecek şiddetli bir depremin ne denli önemli bir ulusal güvenlik sorunu haline gelebileceği aşikardır. Ancak bu konuda belki ABD'nin aksine özellikle TSK'da önemli bir bilinçlilik ve hazırlık söz konusudur.
Deprem Taburları başlığıyla CNN Türk'de yayınlanan bir belgesel TSK'nın yaklaşımını çok güzel ortaya sermektedir. Buna göre, TSK İstanbul'a sokak sokak, hane hane hakim olacak, hem acil yardım, hem de güvenlik sorunlarını giderecek tam hazırlık aşamasında bulunmaktadır.
Çarpıcı notlar şunlardır:
a) Her birliğin hangi sokağa, bölgeye nereden ulaşacağı, burada hangi işle uğraşacağı bellidir. Her komutanın ikinci yedeği belirlenmiş, askeri lojmanlar tahkim edilerek müdahale birliklerinin hem komuta kadrosunun hem de ailelerinin can ve mal güvenliği sağlanmıştır. Bu durum, ailelerini düşünerek polisliği bırakan veya intihara sürüklenen New Orleans polisinin düştüğü durumun bizde yaşanmayacağı umudunu pekiştirmektedir. Aynı şekilde felaket bölgesine ilk müdahaleyi yapacak birliklerde ikincil travma olarak tanımlanan psikolojik sorunları da ortadan kaldıracaktır.
b) İstanbul için iletişim sorununu kökten sona erdirecek 12 adet mobil istasyon hazırlanmıştır.
c) Depremi izleyen 15 dk. içerisinde (herhangi bir emir beklemeksizin) ilk keşif helikopterleri havalanacak ve aldığı görüntüleri derhal kriz merkezi ile paylaşacaktır. İlk birlikler 1 saat, ikinci (Trakya'dan gelecek birlikler) 6 saat içerisinde, Özel Kuvvetler'e bağlı DAK birlikleri keşif uçaklarının aktardığı bilgilere göre 1.5 - 2 saat içerisinde bölgede olacaklardır.
d) İstanbul'da konuşlu 37 helikopter derhal hava köprüsü kuracak, TDzKK bağlısı çıkarma gemileri ve protokolle önceden belirlenen sair sivil ulaştırma gemileri ile toplam 93 parça deniz ulaştırma unsuru belirlenen liman ve sahillerde operasyona başlayacaktır. Liman ve sahillerde bu operasyona uygun değişiklikler yapılmıştır.
e) İstanbul'da çeşitli deprem senaryolarına göre en çok etkilenecek bölge, sokak, hane bilgileri acil kurtarma birliklerinin çantalarında hazır olarak bekletilmekte ve sürekli güncellenmektedir. GIS bilgileri ve uydu görüntülerine sürekli olarak erişim ağlanmaktadır. TSK birliklerinin hepsinde doğal afete müdahale birlikleri hazırlanmıştır ve üst düzey eğitim almaları, aldıkları eğitimleri güncellemeleri sağlanmaktadır.
f) 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin en önemli sorunlarından birisi olarak değerlendirilen yetki paylaşımı ve koordinasyon sorunları anlaşıldığı kadarıyla çıkarılan yasalar ve askeri ve sivil erkân arasında yapılan protokollerle çözülmüştür.
g) NBC taburlarımız, herhangi bir kimyasal ve biyolojik kontaminasyona karşı hazırlıklıdır. Komutanın verdiği bilgilere göre her yıl yaklaşık 3000 kişi bu eğitimden geçmektedir. Bu eğitimi alanlar arasında yüzlerce sivil görevli bulunmaktadır.
h) Askeri hastaneler tahkim edilmiş, modernize edilmiş, helikopter pistlerine ve stratejik stoklara kavuşmuştur. Sözgelimi yalnızca Haydarpaşa GATA hastanesi 5000 kişiye acil hizmet götürebilecek stokları idame ettirmektedir. Aynı hastanenin 17 Ağustos esnasında yalnızca 1000 kişiyi kabul edebildiğini ve bunların büyük bölümünü başka hastanelere kaydırmak zorunda kaldığını hatırlarsa büyük bir kapasite artırımı söz konusudur.
i) Her yıl askeri ve sivil erkânın katılımıyla farklı senaryolara dönük kapsamlı tatbikatlar yapılmaktadır.
TSK'mızın aldığı bu tedbirler de göstermektedir ki Türkiye doğal afetlerin bir ulusal güvenlik sorunu oluşturabileceği konusunda çok ciddi bir kavrayışa sahiptir. ABD'de eksik olan, bizde vardır.
Kimse kızmasın, ancak deprem bölgesini iyi tanıyan hemen ilk saatlerinden itibaren bölgeye intikal eden ve üç sene bölgede gönüllü çalışan birisi olarak şunları söyleyebilirim: En önemli enkaz sosyal, ahlaki alt üst oluştur. Tıpkı ABD'de olduğu gibi bizde de yağma, tecavüz ve hırsızlık olayları görülmüştür. Bunlara da icap ettiği şekilde mukabele edilmiştir. Türkiye'yi farklı kılan şey dayanışma azmidir. Ülkemize güvenini bazen yitiren, biz ders alamayız diyenlere verilen güzel bir ders.
TSK tıpkı terör konusunda olduğu gibi ulusal güvenliği ilgilendiren doğal afetler konusunda da acil durumu ortadan kaldırabilecek önlemleri almaktadır. Sivil idarenin de tıpkı terör konusunda olduğu gibi üzerindeki ataletten, yönetişim zaaflarında sıyrılıp yeniden yapılanma ve kriz yönetimi alanlarında kendisini hazırlaması gerekmektedir. Mehmetçik enkaza girmeye hazırdır, ancak önemli olan enkazı yaratacak kentsel rant politikalarından vazgeçilmesi ve ülkemizin bütün vatandaşlarımız için güvenli yaşam alanlarına kavuşturulmasıdır. Bu konuda ise çok eksiğimiz bulunmaktadır.
05.09.2005
Katrina kasırgasıkarşısında ABD'nin aciz kalması konusunda genel bir görüş birliği bulunmaktadır. Ancak bu kısmi uzlaşma noktasının arkasından ciddi bir saflaşma gelmektedir.
İki temel kamp söz konusudur:
1. ABD Federal Hükümeti Katrina tayfunu karşısında aciz kalmıştır:
a) Ayrımcılık yapılmıştır (siyahlara karşı hem Bush'a oy vermedikleri, hem de basitçe siyah oldukları için ayrımcılık uygulanmıştır.)
b) Yavaş kalınmıştır. (Ülkenin federal devlet daireleri -Ulusal Güvenlik'ten Metereolojiye kadar- tıpkı 11 Eylül'de olduğu gibi krizi öngörme ve krizi yönetme konusunda başarısız kalmışlar, bölge insanına gerekli yardım zamanında sağlanamamış, ciddi güvenlik zaafı doğmuştur. Yönetim felaketin boyutlarını çok geç kavramıştır.)
c) ABD'nin Irak ve Afganistan'a -felaket bölgesi eyaletlerden- gönderdiği Ulusal Muhafızların geri çağrılmaması büyük bir hatadır. Bu birlikler gönderilmeseydi felaket daha iyi yönetilebilirdi.
İkinci kamp ise aynı acizlik eleştirisine tutunmakla birlikte şu açıklamalarda bulunmaktadır:
2. ABD Federal Hükümeti Katrina tayfunu karşısında aciz kalmıştır:
a) Ancak, ayrımcılık söz konusu değildir.
b) Yavaş kalınmıştır, ancak bundan federal yönetim değil, krizi öngöremeyen ve yönetemeyen federal ve eyalet makamları sorumludur.
c) ABD'nin Ulusal Muhafız sıkıntısı yoktur ve diğer eyaletlerden transferler başlamıştır.
Aslında bu iki kampın söylediklerini Katrina tayfununun gerçek boyutları ve bölgenin sosyal, ekonomik ve politik özellikleri ile birlikte düşünmek gereklidir.
Katrina Kasırgası'nın Boyutları
1. Kasırga, ABD'nin iki Körfez eyaletini tamamen etkilemiştir. Felaketten %100 etkilenen bölgeninin büyüklüğü İngiltere ana adası kadardır.
2. Felaket, bölgede elektrik, su, kanalizasyon, yol vb. temel altyapıyı tümüyle yok etmiştir. Bunda bölgenin Mississippi deltası üzerinde olması, dolayısıyla da denizden gelecek etkilere ve genelde sel tehlikesine çok açık olması etkili olmuştur.
3. Felaket yerel yönetimlerin krizi anlama ve yönetme yeteneğini tamamen ortadan kaldırmıştır. Güvenlik kuvvetleri ilk gün sonunda devre dışı kalmıştır (bu da çok normalidir).
4. Bölgeye karadan erişim olanağı kalmamıştır. (İlk üç gün itibariyle).
5. ABD'nin petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan deniz platformları ve boru hatları devre dışı kalmıştır. Halen kapasitenin çok altında petrol ve doğal gaz pompalanabilmektedir.
6. Felaket, her doğal afette olduğu gibi önemli sosyolojik sorunları tetiklemiştir. Zengin sayılabilecek kesimlerin çok önceden etkilenim alanını terkedebilmelerine rağmen, durumu müsait olmayanlar felaketi bilfiil yaşamak zorunda kalmıştır. Bahse konu sosyolojik problem beraberinde hem yağma, hem de tecavüz olayları gibi toplumsal ahlaki çöküş olarak belirtilebilecek sonuçları getirmiştir. Ayrımcılık iddialarının arkasında yatan bir gerekçe oluşturmuştur. Zira geride kalanlar WASP'lar değil, siyah, yoksul, sistem dışı yığınlar olmuştur.
7. İki eyaletin ortalama bir ABD eyaleti standardında yeniden hayata dönmesinin yıllar alacağı tahmin edilmektedir. Bunun mali boyutu, endirek maliyetler hariç olmak üzere 100 Milyar ABD Doları olarak değerlendirilmektedir.
ABD'nin yaşadığı en büyük felaketlerden birisi olarak tarihe geçen Katrina'nın stratejik etki yelpazesi ise yine oldukça çarpıcıdır.
1. Petrol fiyatları'nda uzun süreli olarak >70$ seviyeleri test edilecektir.
2. ABD stratejik petrol rezervlerini harcamak, AB'den stratejik rezervlerini açma isteğinde bulunmak ve belki de Chavez ile yeniden masaya oturmak zorunda kalabilir.
3. ABD, Irak ve Afganistan'dan büyük oranda asker çekemez, ancak bu askerlerin rotasyonunda sorun yaşamaya başlayabilir. Bu da çeşitli sendromları beraberinde getirebilir.
4. ABD içe dönük bir dış politikaya zorlanabilir, bu da 'yarım bıraktığı' işler açısından yeni stratejik meydan okumalarla hem kendisini, hem de dünyayı karşı karşıya bırakma tehdidini beraberinde getirir.
5. ABD, AB ve Rusya-Çin bloğu ile Irak, Afganistan, İran ve K. Kore alanlarında daha küçük kartlar açmak zorunda kalabilir.
6. Kartlar küçüldükçe ve ekonomik darboğaz güçlendikçe ABD paradoksal olarak daha saldırgan bir dış politika izlemeye endekslenebilir.
7. ABD kendi ana vatanında önemli bir yoksullar hareketi ve etnik çatışma (siyahlar ve latinler) ortamı yaşayabilir. Klasik Kuzey - Güney ikilemi kendisine örgütlenecek güçlü ideolojik hatlar bulabilir; bu da ülkede ırka dayalı köktenciliği (Ku Klux Klan, Siyah Eldiven vb.) güçlendirebilir.
Tüm bu ve eklenebilecek diğer veriler ışığında geldiğimiz noktadan çıkarılabilecek önemli stratejik dersler vardır.
1. Her ülkenin bir çevre politikası olmalıdır. Çevre sorunları artık ulusal güvenlikle doğrudan ilgili telakki edilmelidir. Depremler, tsunami, kasırgalar, büyük seller artık artan nüfus ve bozulan iklim dengesi nedeniyle çok daha büyük alanları ve nüfusları etkilemektedir. Bilim adamlarının önümüzdeki 50 yıl içinde başlamasını muhtemel gördükler metereolojik alt üst oluş (örneğin suların yükselmesi ile Avrupa ülkeleri çok olumsuz etkilenebilecek, hatta bazı ülkeler haritadan silinecektir) sonucunda hiçbir gelişmiş ülkenin baş edemeyeceği sorunlar yaşanacaktır. Bahse konu iki eyaletin felaketten bu denli etkilenmesi yalnızca federal veya eyalet makamlarının son ihmalleri ile açıklanamaz. Bölge zaten her türden sel felaketine karşı açıktır ve üstelik New Orleans kenti deniz seviyesinin altındadır. Benzer ama daha küçük ölçekli zaaflar Orta Avrupa'nın sürekli yaşadığı sel felaketlerinde de gözlemlenmiştir.
2. Türkiyemiz de benzer felaketlere açıktır. Bizde İstanbul bölgesinde yaşanabilecek şiddetli bir depremin ne denli önemli bir ulusal güvenlik sorunu haline gelebileceği aşikardır. Ancak bu konuda belki ABD'nin aksine özellikle TSK'da önemli bir bilinçlilik ve hazırlık söz konusudur.
Deprem Taburları başlığıyla CNN Türk'de yayınlanan bir belgesel TSK'nın yaklaşımını çok güzel ortaya sermektedir. Buna göre, TSK İstanbul'a sokak sokak, hane hane hakim olacak, hem acil yardım, hem de güvenlik sorunlarını giderecek tam hazırlık aşamasında bulunmaktadır.
Çarpıcı notlar şunlardır:
a) Her birliğin hangi sokağa, bölgeye nereden ulaşacağı, burada hangi işle uğraşacağı bellidir. Her komutanın ikinci yedeği belirlenmiş, askeri lojmanlar tahkim edilerek müdahale birliklerinin hem komuta kadrosunun hem de ailelerinin can ve mal güvenliği sağlanmıştır. Bu durum, ailelerini düşünerek polisliği bırakan veya intihara sürüklenen New Orleans polisinin düştüğü durumun bizde yaşanmayacağı umudunu pekiştirmektedir. Aynı şekilde felaket bölgesine ilk müdahaleyi yapacak birliklerde ikincil travma olarak tanımlanan psikolojik sorunları da ortadan kaldıracaktır.
b) İstanbul için iletişim sorununu kökten sona erdirecek 12 adet mobil istasyon hazırlanmıştır.
c) Depremi izleyen 15 dk. içerisinde (herhangi bir emir beklemeksizin) ilk keşif helikopterleri havalanacak ve aldığı görüntüleri derhal kriz merkezi ile paylaşacaktır. İlk birlikler 1 saat, ikinci (Trakya'dan gelecek birlikler) 6 saat içerisinde, Özel Kuvvetler'e bağlı DAK birlikleri keşif uçaklarının aktardığı bilgilere göre 1.5 - 2 saat içerisinde bölgede olacaklardır.
d) İstanbul'da konuşlu 37 helikopter derhal hava köprüsü kuracak, TDzKK bağlısı çıkarma gemileri ve protokolle önceden belirlenen sair sivil ulaştırma gemileri ile toplam 93 parça deniz ulaştırma unsuru belirlenen liman ve sahillerde operasyona başlayacaktır. Liman ve sahillerde bu operasyona uygun değişiklikler yapılmıştır.
e) İstanbul'da çeşitli deprem senaryolarına göre en çok etkilenecek bölge, sokak, hane bilgileri acil kurtarma birliklerinin çantalarında hazır olarak bekletilmekte ve sürekli güncellenmektedir. GIS bilgileri ve uydu görüntülerine sürekli olarak erişim ağlanmaktadır. TSK birliklerinin hepsinde doğal afete müdahale birlikleri hazırlanmıştır ve üst düzey eğitim almaları, aldıkları eğitimleri güncellemeleri sağlanmaktadır.
f) 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin en önemli sorunlarından birisi olarak değerlendirilen yetki paylaşımı ve koordinasyon sorunları anlaşıldığı kadarıyla çıkarılan yasalar ve askeri ve sivil erkân arasında yapılan protokollerle çözülmüştür.
g) NBC taburlarımız, herhangi bir kimyasal ve biyolojik kontaminasyona karşı hazırlıklıdır. Komutanın verdiği bilgilere göre her yıl yaklaşık 3000 kişi bu eğitimden geçmektedir. Bu eğitimi alanlar arasında yüzlerce sivil görevli bulunmaktadır.
h) Askeri hastaneler tahkim edilmiş, modernize edilmiş, helikopter pistlerine ve stratejik stoklara kavuşmuştur. Sözgelimi yalnızca Haydarpaşa GATA hastanesi 5000 kişiye acil hizmet götürebilecek stokları idame ettirmektedir. Aynı hastanenin 17 Ağustos esnasında yalnızca 1000 kişiyi kabul edebildiğini ve bunların büyük bölümünü başka hastanelere kaydırmak zorunda kaldığını hatırlarsa büyük bir kapasite artırımı söz konusudur.
i) Her yıl askeri ve sivil erkânın katılımıyla farklı senaryolara dönük kapsamlı tatbikatlar yapılmaktadır.
TSK'mızın aldığı bu tedbirler de göstermektedir ki Türkiye doğal afetlerin bir ulusal güvenlik sorunu oluşturabileceği konusunda çok ciddi bir kavrayışa sahiptir. ABD'de eksik olan, bizde vardır.
Kimse kızmasın, ancak deprem bölgesini iyi tanıyan hemen ilk saatlerinden itibaren bölgeye intikal eden ve üç sene bölgede gönüllü çalışan birisi olarak şunları söyleyebilirim: En önemli enkaz sosyal, ahlaki alt üst oluştur. Tıpkı ABD'de olduğu gibi bizde de yağma, tecavüz ve hırsızlık olayları görülmüştür. Bunlara da icap ettiği şekilde mukabele edilmiştir. Türkiye'yi farklı kılan şey dayanışma azmidir. Ülkemize güvenini bazen yitiren, biz ders alamayız diyenlere verilen güzel bir ders.
TSK tıpkı terör konusunda olduğu gibi ulusal güvenliği ilgilendiren doğal afetler konusunda da acil durumu ortadan kaldırabilecek önlemleri almaktadır. Sivil idarenin de tıpkı terör konusunda olduğu gibi üzerindeki ataletten, yönetişim zaaflarında sıyrılıp yeniden yapılanma ve kriz yönetimi alanlarında kendisini hazırlaması gerekmektedir. Mehmetçik enkaza girmeye hazırdır, ancak önemli olan enkazı yaratacak kentsel rant politikalarından vazgeçilmesi ve ülkemizin bütün vatandaşlarımız için güvenli yaşam alanlarına kavuşturulmasıdır. Bu konuda ise çok eksiğimiz bulunmaktadır.
