Cumartesi, Eylül 02, 2006
Hizbullah'ın Silahsızlandırılması ve Meşhur Angajman Kuralları
Hakan Gürel
Çeşitli basın organlarında yayınlanan ve Türkiye?nin Lübnan?a asker göndermemesi gerektiği fikrini işleyen bazı haber, yorum ve makalelerde, ana muhalefet partisi beyanlarında angajman kuralları konusu ele alınıyor. Bu yazı ve beyanlar ciddi maddi eksiklikler ve hatalar içeriyor. 2004 tarihli UNIFIL angajman kuralları ile 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı arasında imkansız ve o ölçüde manipülatif ve provokatif bağlantılar kuruluyor. Yazarlar hem kendilerini hem halkı yanıltıyor.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması: Lübnan'a asker gönderen ve gönderme niyeti belirten ülkelerin tamamı, güçlerinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması ile ilgilenmeyeceklerini, Hizbullah'ın Lübnan devletinin iç sorunu olduğunu belirtmişlerdir. Bu husus BM'nin 5 daimi güvenlik konseyi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya) ve 10 geçici güvenlik konseyi üyesi tarafından defalarca teyit edilmiştir. Bildiğimiz gibi 1701 sayılı karar 15-0 oy birliği ile alınmıştı. Bu karar, BM güçlerine Hizbullah'ı silahsızlandırma yetkisi veya görevi vermemektedir. Bu husus BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından şu sözlerle ifade edilmiştir: ?Hizbullah'ın silahsızlandırılması işinin kuvvet yoluyla yapılamayacağı genel kabul görmektedir. Birlikler oraya Hizbullah'ı silahsızlandırmak için gitmiyor, bu konuda açık olalım!"(1)
UNIFIL'in hâlihazırdaki komutanı, Fransız General Alain Pellegrini, 23 Ağustos tarihinde Lübnan'ın Tyre kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle söylemiştir: "İsrailliler UNIFIL'den Hizbullah'ı silahsızlandırmasını talep edemez, kararda bu yetki tanınmıyor!"(2)
22 Ağustos 2006 tarihinde Le Monde gazetesinde Philippe Bolopion imzasıyla yayınlanan "UNIFIL's Disarmament Mission Will Be Very Restricted" (UNIFIL'in Silahsızlandırma Görevi Çok Sınırlı Olacak) başlıklı makale esasen UNIFIL için öngörülen yeni angajman kurallarının açık kaynaklarda bulunabilecek en ayrıntılı yorumunu vermektedir.(3) Ve bu yorum, Le Monde haberi alıntılanarak uluslararası medyada yer almaktadır. (Google'da, "UNIFIL Engagement Rules" anahtar sözcükleri ile yapılacak bir arama bu konuda yardımcı olabilir). Bu metni dikkate almaksızın, ortadaki haber, yorum ve beyanattan seçici alıntı yaparak "Türk askeri süngü ile savaşacak" türünden düzeysiz ve provokatif bir yoruma varan yazara bazı katkılarda bulunmak gerekli.
Angajman kuralları: Lübnan Barış gücüne katkıda bulunacağını hatta komutasını üstleneceğini açıklayan Fransa'nın daha sonra 200 asker ve mühendis göndermekle yetinmesinin temel nedeni, angajman kurallarının muğlak olması olarak yazılıp çizilmekteydi. Avrupa Birliği net angajman kuralları istiyordu. Asker gönderecek bütün ülkeler de öyle... Fransa'nın perde arkasında angajman kurallarında Hizbullah ile çatışma olasılığını azaltacak, Lübnan hükümetinin ağırlığını artıracak bir çözüm peşindeydi. Lübnan hükümeti de gönderilecek kuvvetin yetkilerinin İsrail?in isteği hilafına BM Antlaşmasının VII. Bölümü ile düzenlenen yetkileri haiz olmamasını istiyordu. BM Antlaşmasının UNIFIL'in yazarın alıntıladığı 2004 tarihli angajman kuralları Başkan Bush'a göre bile çok muğlaktı ve yeniden tanımlanmalıydı. Yeni taslakta Fransa'nın isteği tatmin edilmiş daha doğrusu BM güçlerine daha bağımsız ve ölümcül güç kullanma görevi ve yetkisi tanımak isteyen Anglo-Sakson, İsrail talepleri ile BM güçlerinin esasen bağımsız ve Lübnan ordusuna yardımcı bir konumda olmasını öngören yaklaşımlar arasında bir denge kurulmuş gibi görünüyor.
Bu yeni taslak kurallara göre (ki hala kesinleştirilmiş değildir): Her ne kadar "ağırlıklı olarak savunma mahiyetli" olsa da taslak "Lübnan hükümetinin onayı olmadan ülkeye yabancı kuvvetlerin, silah veya benzeri malzemenin geçişleri önlemek maksadıyla sınır ve sair geçiş noktalarının güvenliğinin sağlanması konusunda talebi üzerine Lübnan hükümetine destek verirken ölümcül kuvvet de dâhil olmak üzere kuvvet kullanılması" yetkisi vermektedir. Bu ifade Hizbullah ile doğrudan karşılaşma anlamına gelmemektedir ama UNIFIL ile milisler arasında bir çatışma potansiyelini de barındırmaktadır.(4)
Şimdi bu taslaktaki ifadeyi açalım, senaryoları dile getirelim:
"Mavi Hat ile Litani Nehri arasında kalan tampon bölgenin düşmanca faaliyetlerde kullanılmasını önlemek", "UNIFIL'in yetki sahasını sekteye uğratacak girişimlere direnmek" ve "fiziksel şiddetle karşılaşma tehdidi altında bulunan sivilleri korumak" maksadıyla kuvvet kullanımı yetkisi tanınmaktadır. Bununla birlikte kuvvet kullanımı "orantılı" olmalıdır.
"BM Gizli" ibaresini tanıyan geçici bir belge olan "Harekât Konsepti" tampon bölgenin "kontrolünün ele alınmasının" ve "Hizbullah?ın silahsızlandırılmasının" açıkça Lübnan ordusuna ait olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte BM "Hizbullah propagandasına karşı durmak için etkili enformasyon operasyonları hazırlayabilir".
Üst düzey bir BM yetkilisi, "Etkin bir biçimde Hizbullah'ın silahlarını aramayacağız" diyor ve ekliyor: "Ama eğer devriye esnasında bir zula (cache) ile karşılaşırsak bu roketlere el koyma yekimiz var."UNIFIL, ayrıca sabit ve mobil kontrol noktaları kuracak. "Eğer silah yüklü bir kamyon geçerse durdururuz" diyor BM askeri yetkilisi. Bundan sonra Lübnan ordusu müdahale için çağrılacak. "Ancak, kamyon kaçmaya çalışırsa ölümcül kuvvet kullanacağız" diye uyarıyor.
Aynı şekilde, Lübnan'a bir İsrail saldırısı ve buna Lübnan'dan bir yanıt gelmesi halinde UNIFIL "dışarıda" kalacak. "İki tarafın arasına girmeyeceğiz, onları başka yollarla durdurmaya çalışacağız". "Ama eğer İsrail sivilleri hedef alırsa, karşı tedbirler bulmamız gerekecektir, erişim yollarını tıkamak veya çok tehlikeli de olsa bölgeye gözlemci göndermek gibi".(3)
Şimdilik durum budur. BM Güvenlik Konseyi Kararı alnımıştır. Daha sonra bu kararın BM antlaşmasının hangi maddesine göre yorumlanacağı kararlaştırılmış ve İsrail talepleri yumuşatılarak Lübnan devletinin egemenliği kabul edilmiştir. Arkasından taslak angajman kuralları hazırlanmıştır. Bu taslak halihazırda müzakere edilmektedir. İş bununla da bitmeyecektir. Angajman kuralları belgesi çıktıktan sonra, bir de harekât planı hazırlanacaktır. Ayrıntılı ve uzun soluklu bir süreçtir.
Bir de Türkiye Lübnan'da ABD ve İsrail'in askeri olmamalıdırmanipülasyonu ve provokasyonu var. Elbette olmamalıdır. Tabii bu arada sormadan edemiyor insan: Lübnan'a ABD ve İsrail'in askerliğini-tetikçiliğini yapmak için kim gidiyor? Asker gönderen ülkelere ve niyet belirten ülkelere bir bakalım: Fransa, İtalya, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Bangladeş... Niyet belirtenleri sayalım: Malezya, Endonezya... Liste uzun ve uzamaya devam ediyor. Şimdi herkes elini vicdanına götürsün bu ülkelerden katıksız Siyonist uşağı nitelemesine uygun kaç tane çıkar Allah aşkına...
İç politika notu:
Lübnan'a asker gönderilmesi konusunu katıksız bir iç politika malzemesi haline getirip, esasa dair stratejik boyutlarının ele alınmasını, tartışılmasını engelleyen, Türk milletini geri zekalı konumuna indirgeyen manipülasyon ve provokasyonlara başvuran, her aksi fikri gvatan hainliği ile suçlama eğilimi gösteren iktidarı, muhalefeti ve sair erkânı kınıyor ve protesto ediyorum. Unutmayalım, haykıralım: "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir."
Dipnotlar:
(1) Rules of Engagement (ROE) 1701.
http://cnjournal.squarespace.com/journal/2006/8/26/rules-of-engagement-roe-1701.html
(2) Lebanon: Details Emerge On UN Force's Engagement Rules, Jeffrey Donovan, RadioFreeEurope - RadioLiberty
http://www.rferl.org/featuresarticle/2006/08/3cf5f48e-82a9-4689-a474-0c5abcd75e39.html
(3) UNIFIL's Disarmament Mission Will Be Very Restricted, Philippe Bolopion, Le Monde
http://www.truthout.org/docs_2006/082206H.shtml
(4) New rules of engagement for UNIFIL leaked, Gal Beckerman, The Jerusalem Post
http://www.jpost.com/servlet/Satellite?cid=1154525933216&pagename=JPost%2FJPArticle%2FShowFull
